10 Soruda Mimar


Dara KIRMIZITOPRAK

 
"Mimar, sorumluluğunun bilinciyle projesini yeni tekniklere açmalı, kullanılan teknolojinin de uzun vadede reaksiyonlarını irdelemelidir. İnovasyon hayatımıza kolaylıklar getirecek, renk katacak, konfor düzeyimizi yükseklere taşıyacak ancak uzun yıllara bali yapı sektöründe kalıcı olması da arzulanacaktır."
 
1.  Sayın Dara Kırmızıtoprak, mimarlık anlayışınızı kısaca özetler misiniz?
 
Demokratik bir hazırlık devresi, ama son derece otoriter bir karar mercii gerekliliği, tabii ki kolektif ama sorumluluklarda bireysel, mutlak kreatif ayrıca fonksiyonel, kesinlikle kaliteli ve kalıcı ancak imkanlar dahilinde, hayranlık uyandırmalı ama tepeden bakmamalı, samimi ve özgür asla taklit değil, emanetin sorumluluğunu önemseyen ama risk alan yenilikler deneyen bir hizmet süreci mimari anlayışımı tarif ediyor. Mimarlığa psikolog, tasarımcı, imalatçı, organizatör, iş adamı kimliklerimle de bakıyorum. Birinin eksikliğinin tüm emeklerinizin performansını olumsuz etkilediğini gördüm. Bu parametreler projenin kullanıcı taleplerine uygun, çağdaş ve “güzel” doğru seçilmiş malzemeler ve kadrolarla (fiyat- performans), tam zamanında bitmesi anlamına gelir ki ben buna mimarlık diyorum.
 2.  Tasarım felsefeniz nedir?
Tasarımlarımı yönlendiren temel felsefem fonksiyonların uyumudur. Bir mimarın görevi budur. Sağlıklı çalışmayan bir vücudun çok güzel olması, iyi giydirilmesi, gösterişi, zenginliği hiçbir işe yaramaz. Geçici heves ve hayranlıklara mazhar olmak değil uzun yıllar hizmet eden, insanın içinde rahatlığı ve konforu bulduğu, iyi hissettiği mekanları tasarlıyorum.
3.  Mesleğe başladığınız ilk günlerden bugüne baktığınızda tasarımlarınızdaki değişimi nasıl tanımlarsınız?
Sosyal çalkantılarla dolu yıllarda ilk mimari tecrübelerimin pek parlak olduğunu söyleyemeyeceğim. Benim jenerasyonumun iyi hatırlayacağı gibi dış dünya ile kopuk içine dönük bir Türkiye. Seyahat koşullarının sınırladığı, bilgi ve görsel kaynakların az ve yetersiz olduğu, kaygı ve endişeli, temel ihtiyaçların ancak karşılanabildiği yıllar. En önemlisi halen gündemde olduğu gibi iç ve dış düşmanlar paranoyası. İşinde ehil olamamış insanların yarattığı kendisiyle değil başkalarıyla meşgul olma hali. Başarmanın değil korkuların paylaşıldığı, üretmenin değil bahanelerin konuşulduğu kavgalı kısır yıllar. Bu dönemde tek şansımız ve çıkış yolumuz uluslararası konjonktürün yarattığı soğuk savaşın durulması ve Türkiye’nin dışa açılması oldu. Tüm dünyadaki liberal ve global rüzgarlar, üretim patlamasının tüketicilerle buluşmasının gerekliliği, kapitalizmin yeni Pazar arayışları, gelişen seyahat ve turizm sektörü, bilişim teknolojilerinin sınır tanımaz özelliği, tüketim ekonomileri tüm meslek sahiplerini uluslararası ölçeğe taşıyarak sınadı.Türkiye’nin artık yerleşir düzene geçtiği, aynı mahalle veya evde komşuluklar geliştirdiği, kalıcı ve sosyal hedeflerinin olduğu, dolayısıyla yaşadığı – çalıştığı mekanı önemsemeye başladığı dönemle örtüştü. İşte bu dönemde bende almış olduğum eğitimi renklendirmek, geliştirmek, yarıştırmak olanağı buldum ve özgürce kullanmaya başladım. Okul arkadaşlarımdan oluşan bir grubu yönlendirerek imar mevzuatı kapsamında Sultanahmet tarihi dokusu içindeki evlerin röleve projelerinin hazırlanması, yanan Çırağan Sarayının yıkıntılarından ve arşivlerden projelerinin elde edilmesi, çeşitli evlerin bahçe tanzimi ve servis alanlarında ilk denemelerdi. 1985’de başlayan ortaklık deneyimi ve bu tecrübelerin üzerine 1997 de kurduğum ofisim ki; sloganı, tasarımından anahtar teslimine, yapı endüstrisindeki tüm aktörlere projenin her detayını aktarmak, her dönem kalite kontrolünü sağlamak, bütçe denetimini yapmak hülasa sürprizsiz bir uygulama sürecini başarmaktır. Her işi son derece ciddiye aldığımızdan ve tüm enerjimizi aktardığımızdan olmalı hizmetimizden mutsuz olan bir kullanıcı olmadı çok şükür. Dolayısıyla beni de onurlandıran ve arkamdan övgü dolu bahsedilen bir kariyer geliştirmekle birlikte uluslararası basın yoluyla da geniş kitlelerle buluştuğumuz CMYLMZ evi, Adnan - Ayşe Polat yatları, Ruby Homes, Autopia, Mehmed Uzun anıt mezarı özel anlamlar taşır.
4. Gelişen teknoloji ve malzemelerle beraber mimarlık algısı geçmişe göre sizce nasıl değişti? Önümüzdeki dönemlerde mimarlık nasıl bir değişim gösterecek?
İnsanlık genel diyalektiği içerisinde gelişimini büyük bir hızla ve ihtiyacından beslenen kararlılığıyla sürdürüyor. Bu yapı sektörü ve mimaride de böyle. Zaten konut üretimini binlerce yıldır fonksiyonların belirlenmesiyle çözmüş olan insanoğlu, 20. asırda da ulaştığı teknolojik gelişmeyi mimariye taşımış, olanaklarından istifade etmiştir. Geçmiş dönemde ana başlıklar; imalat sürecinin hızlanması, optik prezisyonun daha ileri götürülmesi, ısıtma soğutma teknolojilerinin elektrik ve müzik sistemlerinin yapılara entegrasyonu, daha az hacimlere uygun çözümler, yapı imalatının otomasyonu gibi konular olarak göze çarptı. Özellikle ve takdirle vurgulanması gereken birim maliyetlerin düşürülerek insanların kaliteli, konforlu barınma ihtiyacının çözüme doğru yürümesidir. Yakın dönem adına geride bıraktığımız on yıl, Öklit geometrisinden çıkılarak daha cesur ve organik formların denenmesi mimarinin 90 derece açılardan ibaret olmadığının, m² ler yerine m3 lerin öneminin vurgulandığı bir on yıl oldu.  
Mimari ve dekorasyon toplumsal gelişmenin çerçevesinde nispeten daha ağır dönüşümler geçirir. Doğal yapısı, fiziksel ağırlığı böyle, çok da normal. Yaşama kültürleri dünden yarına değişmez, uzun dönemlere bâlidir. Elektronik ve bilişim sektörü ve multimedya gibi unsurlar mimari ve dekorasyonu çok pozitif ve konfora yönelik etkileyecek gibi görünüyor. Teknolojiyi daha çok yapıların içine katacağız. Bina otomasyonları ve kontrol sistemleri, gelişen ekran teknolojisi, aydınlatma teknikleri tasarımcıları çok olumlu sonuçlara yönlendirecek.
5. Sizce mimaride inovasyon nedir? Tasarım ve uygulama açısından mimari projelerdeki inovasyonu değerlendirir misiniz?
Mimaride inovasyonu iki bölümde incelemek gerekir. Proje üretim sürecinde kullandığımız bilgisayar programları sayesinde hız, kesin bir hassasiyet, modelleme ve tam detay hakimiyeti, maliyet çalışmaları ve tüm bina endüstrisindeki mühendislik aktörleriyle gerçek bir koordinasyon.
 
Bir de bina üretim sürecinde yararlandığımız, taşıyıcı ve örtücü sistem teknikleri ve malzeme çeşitliliği, bina otomasyonu, aydınlatma teknolojileri, ısıtma ve havalandırma...
 
Biraz açarsak; statik sistemin gün geçtikçe transparan beton, membran ve metal kaplamalar, kalıp teknolojisiyle oluşturulabilen elastik formlar, geniş açıklık ve yüksek irtifada burkulmaz taşıyıcılar, mimari yaratıcılığı çok ilerilere taşımıştır. Otomasyon ve iklimlendirme sistemleri, konfor koşulları ve lüks tanımını değiştirmiştir. Aydınlatma tasarımı, başlı başına bir mimari kariyer gerektirir olmuştur.
 
Ancak unutulmamalı ki yaşam kültürü ve alışkanlıkları dünden yarına değişmez ve mimari gerçek anlamda fonksiyonların çözümüdür. Gelip geçici heves ve denenmemiş yapı teknikleri hem yapının ömrü ile hem de kullanıcıya verdiği huzursuzlukla sorunlar yaratır. Mimar bu noktada sorumluluğunun bilinciyle projesini yeni tekniklere açmalı, kullanılan teknolojinin de uzun vadede reaksiyonlarını irdelemelidir. İnovasyon hayatımıza kolaylıklar getirecek, renk katacak, konfor düzeyimizi yükseklere taşıyacak ancak uzun yıllara bali yapı sektöründe kalıcı olması da arzulanacaktır.
 
6.  Kentsel dönüşüm dünyanın her yerinde farklı proje ve yaklaşımlarla uygulanıyor? Son yıllarda hızla artan bu kentsel dönüşüm projeleri hakkında neler düşünüyorsunuz? En başarılı bulduğunuz örnekleri bizimle paylaşır mısınız?
Kentsel dönüşüm projeleri mimarın başarısından ziyade belediyeciliğin başarısı anlamında değerlendirmek lazım. Biz elimize gelen, teker teker işlerde elbet en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama bölge olarak baktığımızda alt ve üst yapıyla ve sosyal tesisleriyle beslenmesi ve kentin diğer alanlarıyla ilişkisinin kurulması bir belediyecilik faaliyeti. O anlamda da belediyeleri gayet başarılı buluyorum.
7.  Başarılı mimar kimdir sizce? Kariyerinizde başarılı olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Mimar aynı zamanda yaptığı işin organizatörüdür. İşadamıyla beraber sistemi örgütleyen, doğru ürünleri seçen, doğru imalat gruplarını belirleyen ve bunları birleştiren bir işadamıdır. Dolayısıyla bundan istifade eden bir yatırımcı ciddi anlamda diğerlerinin önüne geçer. Bu iyi kullanılması gereken bir avantaj. Yatırımcı, mimara farklı kimliklerini ortaya koyma şansı verdiğinde bundan fazlasıyla istifade edecektir diye düşünüyorum. Kullanıcının bize başvurduğu kadar ki eğitimi, öğrenimi, hobileri, sosyal statüsü, zevkleri geliştirdiği yaşam biçimi önemli proje verilerini oluştururken, bunlarla ilgili bir alt yapının oluşturulması mimarın asli görevi olmalıdır. Doğru tasarım, kullanıcının kartviziti gibi, ziyaretçiye kiminle muhatap olduğunun ipuçlarını verebilmeli, mimarın başarısı bu noktada aranmalıdır.Güzel hatta muhteşem bir bina tasarlayıp herkesin takdirini kazanmak istiyorsanız egonuza hakim olun ve kendinize şu soruyu sorun, “Bina ne olmak istiyor?” Doğru tasarım kullanıcının kartviziti gibi, ziyaretçiye kiminle muhatap olduğunun ipuçlarını verebilmeli, mimarın başarısı buna göre tanımlanmalı.
Kariyerimde başarılı olmamı ise kendimi tasarımcı değil mimar olarak görmeme bağlıyorum. Daha önce değindiğim gibi mimarlık; içinde tasarımcılığında olduğu, örgütçülüğün, felsefenin, yöneticiliğin, iş adamlığının, hukuk ve muhasebenin, psikolojinin barındığı derin bir meslek. Tasarımcı kalemiyle baş başa. Mimarlıkta ise tüm süreç çözülmesi gereken problemlerle dolu. Birden fazla insanla sürekli tartışılan uzun etaplardan, uzlaşılardan, sentezlerden oluşuyor. Projenin kağıt üzerinde şık bir “resim” olması beni tatmin etmez. Onun ayağa kalkmış hali, kullanıcılar tarafından yaşanması hayatın içine katılması sürecin tamamlanmasıdır. Bu süreci yaşarken yatırımcının doğruya ikna edilmesi, tecrübenizden yararlanması, bu güven ortamının oluşturulması neticeyi belirler ki ben bu noktada diğer meslektaşlarımın aksine son derece ısrarcı, zaman zaman antipatik ama her zaman samimi uygulama sürecini de manipüle ederim. Bitişlerdeki steril atmosferde ödülüm olur. Önemli bir fark da, gerçekten kişiye özel bir çalışmayı kendi üslubumla yoğurup farklı neticelere ulaşmayı da projeye katkım olarak görüyorum.
8.  Gökhan Avcıoğlu ile birlikte projelendirdiğiniz "Newada" ile dünyanın en prestijli gayrimenkul ödüllerinden ‘International Property Awards’ ta Yüksek Bina kategorisinde Avrupa’ da en iyi tasarım ödülünü kazandınız. Ödüle layık bu projenin özelliklerinden bahseder misiniz?
Newada, Anadolu yakasının hemen tam ortasında konumlanmış, Adalar ve İstanbul manzarasına sahip ödüllü bir konut projesi.  Adalar’ ın ve İstanbul’ un cezbedici manzaralarının olabildiğince yakalanması proje tasarımının en önemli noktasını oluşturdu. Yapı formunu, maksimum cephe alanını kazanabilmek ve arsaya en uygun konumda yerleşebilmek için üzerinde uzun uğraşlar vererek, kendine has özellikleri olan bir tasarım ile belirlendi.
Proje tasarımında manzarayı yakalamak adına gösterdiğimiz özen her dairenin özel teraslarına sahip olması ile de kendini gösteriyor. Tamamen manzaraya açılan mekanlar, terasların yarı açık özelliği ile yaz aylarında serinletici, kış aylarında ise ısıtıcı bir özelliğe bürünüyor. Güneş açılarını dikkate alarak hazırladığımız teraslar kış aylarında saçak etkisi göstererek cam cepheleri soğuk hava koşullarının doğrudan etkisinden de koruyor. Bu sayede çift cidarlı yapı özelliklerinden de faydalanmayı düşündük.
11872 m² bir arsa üzerinde yükselen, ortak bir girişe sahip biri 26 diğeri 20 katlı iki bloktan oluşan Newada’ nın A bloğu 10350 m², B bloğu ise 18720 m². Bodrum katlarda toplam 21250 m² de 460 araç kapasiteli bir otopark ve sosyal tesisler bulunuyor. 1+1, 2+1 ve 3+1 gibi üç tipte, dairelerin bulunduğu konuma göre farklı karakterlerde 272 adet daire mevcut. Tüm dairelerde bulunduğu kata ve konumuna göre özel teraslar bulunuyor, bu sayede mekan kalitesinde ciddi bir artış sağladığımızı düşünüyoruz.  
Newada’nın giriş katında toplam 1320 m² lik bir alanın ayrılmış olduğu butik, kuru temizleme, restoran, market gibi işyerleri ile site sakinlerinin yararlanabileceği servis bölümleri tasarladık. Ayrıca 1050 m² lik açık ve 160 m² lik kapalı havuzları ile fitness, hamam, sauna ve dinlenme mekanları da mevcut.
Newada, sahil yolu ve E5’e olan yakınlığı ile de İstanbul’un en önemli merkezlerine kolayca erişim olanağı sağlıyor. Karayolu, denizyolu ve metro ağlarına kolaylıkla ulaşılabilinecek bir noktada olması projeye değer katan diğer bir önemli unsur olarak ortaya çıkmakta.
9.  Uluslararası projeler yapan bir mimar olarak Türk inşaat sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnşaat dünyası tarihinin altın çağını yaşıyor. Türkiye Müteahhitler Birliği’nin yapmış olduğu işlere baktığınız zaman dünyada ikinci sıradayız. Son 10 senede gelişen ekonomik koşullar, siyasi anlamda nispeten daha istikrarlı bir dönemin yaşanıyor olması, gayrisafi milli hâsılanın yükselmesi, Türkiye’nin dünya konjonktürü üzerindeki değerinin artması, yapı sektörüne de çok ciddi şekilde yansıdı. Dolayısıyla sektörün vaziyetini çok olumlu ve parlak görüyorum. Bu camianın içinde yer aldığım içinde kendimi çok mutlu hissediyorum.
10.  Son olarak genç mimar adaylarına başarılı bir kariyer için neler önerirsiniz?
Mimarlık gerçek anlamda sosyal bir meslek. Yani insanların duygularına, düşüncelerine ve hislerine hitap ediyor. Bunu yaparken tabii ki birçok bilimsel parametreleri de kullanan, matematikten, fizikten, hatta kimyadan da faydalanan ve en sonunda güzel sanatlarla bunları harmanlayan bir meslek olduğu için çok yönlü bir eğitim gerektiriyor. Bir mimarın teknik anlamda çok iyi donanımlı olması, problemleri çözmesine ve kullanıcısının hislerine hitap etmesine yetmiyor. Burada bir hayat görüşünden, yaşam felsefesinden bahsetmek anlamlı olur. İnsanın kendisini güzel sanatlarla ve yaşam kültürüyle yoğurması ve yaşamın her anında ışıktan, sesten, dokudan, akustikten, renklerden etkilenmesi ve karşı tarafa bunu aktarabilmesi doğru bir yönlenme olmalı. Bunu da teknik bazlı disiplinlerle de kağıt üzerine aktarabilmeli. Projesini müşterisiyle uygulamacılarla, müteahhit gruplarla ve mal tedarikçileriyle paylaşabilmeli. Hem belli bir disiplin, süre ve bütçe içerisinde, hatta imar mevzuatı ve çevreyle alakalı birtakım kurallar ve kaygılar çerçevesinde müşterinin her türlü hislerini harekete geçiren bir yapıt elde ediyoruz ki bütün bu sürecin adı da mimarlık oluyor. Bunların hepsini sağlayacak sosyal ve fen bilimleri tahsili üzerine kurulması gereken bir kariyer mimarlık kariyeri.
 
Benzer İçerikler

  • ÖMER ÇAMOĞLU

    Son yıllarda ülkemizde, kentsel dönüşüm ve imar plan tadilatı çalışmalarında gerçekleşen olumlu imar yaklaşımlarının yarattığı rahat mimari tasarım olanağı, uluslararası yarışmalarda projelerimizin ödüller kazanmasına yardımcı olmuştur. devamı››
  • Tuncer ÇAKMAKLI

    “Bir mimar için en büyük ödül kullanıcının güler yüzüdür. devamı››
  • Hakan KIRAN

    1. Mimarlık hayatınız nasıl başladı? Mimarlık mesleğini seçiminizden bugünlere uzanan hikayeyi özetleyebilir misiniz? devamı››
  • Banu KARABEY

    “Kadının kent yaşamındaki yerinin, cinsiyete dayalı toplumsal farklılaşmanın, onda yarattığı sorunların çözümü ancak toplumun demokratikleşmesiyle olasıdır.” Banu KARABEY 1. devamı››
Editörün Seçimi

Editörün Seçimi

Çok anahtarlı projelerde, yaşam alanlarındaki fonksiyonel farklılıklarla beraber konut içi teknolojinin de getirdiği avantajları bir arada kullanarak büyük öl...devamı
ARA
Mart Sayımızdan...
Diğer Sayılarımızdan...

E-BÜLTEN KAYDI

Siz de kayıt olun!
Yeniliklerden ve avantajlardan ilk siz haberdar olun...



E-bülten Hizmetinden çıkmak için tıklayınız..
FUARLAR ve ETKİNLİKLER
İstanbul PENCERE GLASS DOOR
Anfaş City Expo
jnrfuar
Konsept Projeler Fuarı
Unicera İSTANBUL
temp-thumb
temp-thumb
temp-thumb
temp-thumb
temp-thumb