10 Soruda Mimar


Hakan KIRAN

1. Mimarlık hayatınız nasıl başladı? Mimarlık mesleğini seçiminizden bugünlere uzanan hikayeyi özetleyebilir misiniz?
 
Hakan KIRAN: Mimarlık, bilinçli bir şekilde aldığım bir karar değildi aslında. Bilinçaltımda var olan bir şeydi sanırım. Yetiştiğim yer Fransızlar tarafından inşa edilen bir madenci kasabasıydı. Bir şehircilik harikasıydı. Olağanüstü bir konsepti vardı. Kasabanın içinde şehircilik, mimari ve kültür birlikte yaşıyordu. O yıllarda iki sinema, bir tiyatro binası vardı. Kasabanın mimari yapısı ve şehircilik başarısı, sosyal yaşama da etki etmişti. İnsanlar da çok moderndi. Doğru şehircilik ve mimari yapılanma içerisinde yetişen çocukların mutlu, huzurlu ve çağdaş yetiştiklerini; suç oranının sıfıra yakın olduğunu, aile ve sosyal ilişkilerin çağdaş toplumlar düzeyinde olduğunu, yaşadığım bu kasaba örneğinden fark etmiş olmalıyım ki; mimarlığa yöneldim. Eski adıyla DGSA, yeni adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesine 1980 yılında girdim. Mimarlığa kayıt olduğum gün, bir mimarlık bürosunda gel git işlerine bakmak üzere işe başladım. Mimarlıkla ilgili serüvenim bu ofiste başladı ve hala bugüne kadar kesintisiz devam ediyor. Okul yıllarım boyunca, eğitimimle eş zamanlı olarak tüm iyi mimari bürolarda ve hocalarımın yanında aralıksız çalıştım. Aynı zamanda dönemin en teknolojik şantiyelerinde de çalışarak pratik eğitimimi bir anlamda sürdürmüş oldum. 1989 yılında ilk ofisimi açtım; 1998 yılında Mydonose Showland işiyle tanışana kadar aralıksız ve yoğun biçimde restorasyon ve proje uygulamaları yaptım. 1998 yılından itibaren de o ana kadar tüm birikimlerimi ortaya koyma fırsatı bulduğum modern yapı tasarımları üzerine çalışmalarım başladı ve halen Türkiye ve birçok ülkede sürmektedir.
 
2. Mimarlık sizin için ne ifade ediyor?
Hakan KIRAN: Görünen yüzüyle, tanrıyla insanı en fazla özleşleştiren, yaratıcılık fırsatı veren; diğer bakışta ise yarattığınız yapılarda en değerli varlık insanın yaşamını dizayn etme fırsatı bulduğunuz olağanüstü bir şanstır.
3.“Gelenekten Geleceğe Cesur Adımlar” sloganıyla vurguladığınız ve sizin tasarım mottonuz haline gelen yaklaşımı açıklar mısınız?
 
Hakan KIRAN: Benim tasarım felsefem olan slogan, yetiştiğim kasabadan başlayıp tüm dünyayı keşfetmeyi kapsarken; diğer bir yandan da üzerinde bulunduğumuz topraklarda var olan, binlerce yıldır harmanlanan kültürü referans almayı anlatmaktadır. Aslında; daha önce de bahsettiğim Tanrıyla mimarın yaratıcılık özdeşinde buluşmasını sağlayan yaratıcılık burada ayrışmaktadır. Ait olduğumuz kültürler, etkilendiğimiz yaşam tarzlarının en büyük esin kaynağı doğanın kendisidir. Yani benim gelenekten diye bahsettiğim geçmiş, hem saf doğayı hem de genlerimizde var olan kültürlerle donatılmış geçmişi ifade etmektedir. Geçmişi tekrarlamak yerine referansla geleceğe eser bırakmayı hedeflemenin, yaşanılan her dönemde yaşayanın görevi ve hakkı olduğuna inanıyorum. Ben restorasyon ihtisası yaptıktan sonra uzun yıllar tarihi yapı restorasyonlarında çalışırken edindiğim yapı, malzeme ve insan tecrübelerini şimdi özünü değiştirmeden kültüre ve insana yabancılaştırmadan çağdaşlaştırmak ve sadece bu dönemin ihtiyaçlarını gören yapılar tasarlamak değil aynı zamanda birkaç yüzyıl sonraya referans oluşturacak eserler yaratmayı hedeflemiş bir mimarım. Bunu başarmak veya başarabilecek genç arkadaşlarıma kapı açmak ana mesleki hedefimdir.
 
4.“Geleneğine bağlı, insancıl ve kültürel yapıların mimarı” diyebiliriz sanıyorum Hakan Kıran için. Günümüzün akıllı teknolojileri, tasarım yaklaşımınızın neresinde duruyor?
 
Hakan KIRAN: Geleneğine bağlı maalesef yanlış anlaşılabilecek bir kavram ama doğru. Burada bağlı kelimesi muhafazakar veya değişime kapalı değil o bağdan yararlanarak ileri gidebildiği kadar gitmek anlamında bir bağdır. Şimdilerde hiçbir bağı olmayan ve varmış gibi de göstermek niyetinde olmayan basit, kübik, tasarımlar ile yine hiçbir referansla bağlanmamış formlarla oynanarak şekiller üretilmiş ve uçuk diye anılan mimari yaklaşımlar dünyada son derece trenddir. Bu trendi yaklaşımı ortaya çıkaran mimarların yaşadığı veya tasarım yaptığı ülkelerin problemi zaten bir referansla bağlılık oluşturabilecek kültürleri olmayışıdır. Nasıl oluyorsa derin kültüre sahip ülkelerin mimarları da bundan etkilenip alabildiğince güncel projeler yapmaktadır.
 
Halbuki geleneğiniz ve kültürünüz size ait tüm dünyanın yapı teknolojileri ile ilgili akıl almaz gelişmeleri ellerinizin altındadır. Bu iki ögeyi doğru birleştirdiğinizde çağdaş birkaç yüzyıl ileriye taşınabilecek ama kimlikli yapılar tasarlamak mümkündür.
5. Hakan Kıran Mimarlık’ın diğer mimarlık ofislerinden farkını sizden alabilir miyiz?
 
Hakan KIRAN: Hakan Kıran Mimarlık yukarıda anlattığım ilkeler ve idealler ışığında çalışan onlarca akademik kariyer yapmış veya sanata, bilime, mimarlığa kendilerini adamış arkadaşlarımın bir arada ve aynı iddia / idealde geliştikleri bir okul hatta enstitü niteliğinde ofistir.
 
6. Hakan Kıran Mimarlık inşaat dahil, yapının yaşamaya başladığı ana kadar tüm süreçlerde hizmet veriyor. Bu organizasyonu, tüm süreçlere hakimiyeti ve ekip yönetimini nasıl sağlıyorsunuz?
 
Hakan KIRAN: Benim inancım yaratıcılık misyonu köklerden alınan referansla başlayan yarattığınız yapının tamamlanıp içine insanın da girmesiyle ruh kazanıp yaşamaya başladığı ve yaşamaya başladığını gördüğünüz anda sona eren uzun bir süreçtir. Bu nedenle ilk işe başladığım andan itibaren tasarımını yaptığım tüm binaları yapma hatta işletmelerin içine de girme arzusu ve gereği hissettim. Ancak bu şekilde bu binaların tasarımının bana ait olduğunu hissedebiliyorum. Çok komplike bir iş gibi görünse de metedolojik ve bilimsel organizasyonla doğal bir süreç halinde tüm ekiple birlikte ve keyifle yürütebiliyorsunuz.
 
7. Sizce “Konsept Tasarım” nedir?
 
Hakan KIRAN: Konsept tasarım, tasarımın referansı, çevre şehircilik içerisindeki duruşu, içinde ve çevresinde yaşayan insanlarla uyumu ve tüm bu kriterlerin fonksiyonla birleştirilmesi ile oluşturulan mühendislik teknolojileriyle gerçekleştirilecek hale getirilen ama aslında en son halini düşünüp 3 boyutlu yaşadığını hayal ederek küçülttüğünüz tasarımdır.
8. Yapılarınızda “Fonksiyon, Fonksiyon Kullanımı ve Yapının Şehircilik Açısından Çevre Etkisi” üzerinde durduğunuz kriterler… Fonksiyon ve kullanımını dikkate alan yapı tasarımlarının hepsinde yapının şehircilik açısından çevreye etkisi hesaba katılmıyor. Bu konudaki bilinci nerede görüyorsunuz, özellikle Türkiye için?
 
Hakan KIRAN: Yukarıda bahsettiğim gibi çevre ve şehircilik ile yapının ilişkisi çok başlarda kurulması gerekir. Aslında çağdaş anlayışa göre bunun zaten kurulmuş olması gerekmektedir. Bir ülkede çağdaş şehircilik bilincinin nerede olduğunu anlamak için o şehrin insanlarının geçmiş kültürlerden miras kalan yapılara / dokulara olan ilgisini, bilgisini ve farkındalığını ölçmek gerekir.
 
Maalesef Türkiye’de bırakın insanın yeni ve çağdaş şehircilik anlayışının parçası ve söz sahibi olmasını, yaşadığı mahalleyi bile ayrıldıktan 5 sene sonra anlatmasını bekleyemezsiniz. Bununda nedeni sürekli göçlerle insanların aidiet duygularını kaybetmelerini ve aslında kendisine ait olan şehirle kendilerini sahip ve hakim görmemelerini söyleyebiliriz.
 
9. Son dönem projelerinizden ve hedeflerinizden bahseder misiniz?
Hakan KIRAN: Bizim ofisimizde restorasyonla başlayan ilgi alanı hiç durmadan gelişmektedir. Bir çok ülkede mühendislik ve ileri teknolojinin harmanlandığı mimari tasarım çalışmaları sürdürülmekte, her alanda dünyanın neresinde olursa olsun alanın en iyileri ile çalışılmakta veya fikir alışverişinde bulunulmaktadır.
 
Bu ofisin amacı yanlızca bina yapmak değil daha öncede söylediğim gibi yüzyıllar sonra referans alınabilecek ve ileri nesillerin geçmişini saygıyla ve onurla oluşturabilecek yapılar tasarlamak, inşaa etmek veya bu hedefe kapılar açmaktadır.
 
10. Genç mimarlara tavsiyeleniz nelerdir?
 
Hakan KIRAN: Genç mimarlara en önemli tavsiyem dünyanın çok büyük hatta kendi kabuğundan bile çok büyük olduğunu farketmeleri, eğitimlerinde veya çevrelerinde kurulmuş küçük dünyada "en büyük dünya" yalanıyla yaşamın insanın en değerli şeyi olan zaman kaybına neden olmadan sıyrılıp büyük, çok büyük dünyalara açılmalarını tavsiye ediyorum. Kendilerine yapacakları birinci iyilik farketmeleri olacaktır.
Benzer İçerikler

  • ÖMER ÇAMOĞLU

    Son yıllarda ülkemizde, kentsel dönüşüm ve imar plan tadilatı çalışmalarında gerçekleşen olumlu imar yaklaşımlarının yarattığı rahat mimari tasarım olanağı, uluslararası yarışmalarda projelerimizin ödüller kazanmasına yardımcı olmuştur. devamı››
  • Dara KIRMIZITOPRAK

    "Mimar, sorumluluğunun bilinciyle projesini yeni tekniklere açmalı, kullanılan teknolojinin de uzun vadede reaksiyonlarını irdelemelidir. devamı››
  • Tuncer ÇAKMAKLI

    “Bir mimar için en büyük ödül kullanıcının güler yüzüdür. devamı››
  • Banu KARABEY

    “Kadının kent yaşamındaki yerinin, cinsiyete dayalı toplumsal farklılaşmanın, onda yarattığı sorunların çözümü ancak toplumun demokratikleşmesiyle olasıdır.” Banu KARABEY 1. devamı››
Editörün Seçimi

Editörün Seçimi

Çok anahtarlı projelerde, yaşam alanlarındaki fonksiyonel farklılıklarla beraber konut içi teknolojinin de getirdiği avantajları bir arada kullanarak büyük öl...devamı
ARA
Haziran Sayımızdan...
Diğer Sayılarımızdan...

E-BÜLTEN KAYDI

Siz de kayıt olun!
Yeniliklerden ve avantajlardan ilk siz haberdar olun...



E-bülten Hizmetinden çıkmak için tıklayınız..
FUARLAR ve ETKİNLİKLER
Marmomacc 2014 barter agreemen
temp-thumb