Prof. Dr. Zekai GÖRGÜLÜ
2012' DE KENTSEL YAPIDA KONUT MİMARİSİ HANGİ YÖNDE DEĞİŞECEK?
2011 DEĞERLENDİRME
Kent ve kent mekanı, özellikle son yıllarda artan bir hızla ve devamlılığını koruyarak; ekonomik, siyasal, teknolojik, sosyo-kültürel ve ekolojik boyutlarda olumlu-olumsuz argumanları da içinde barındırarak değişmekte, dönüşmektedir. Değişimi çeşitlendirebilecek bu dinamikler; mimari ve kent planlama açısından modernizm, postmodernizm ve küreselleşme kavramları ya da iç içe geçmiş olan bu dönemler ile kendilerini ifade etmektedirler.
Gerek kentsel mekan düzenleme, gerekse tek yapı adına mimarlık alanı bir aydınlanma projesi olan moderniteden; tek düzeliği, farklı toplumsal gruplar arasında var olan istemlerin / beklentilerin göz ardı edilmesi, dolayısıyla tek tipleştirmenin baskınlığı ya da çoğulculuğun önemsenmemesi, giderek planlamanın kent üzerinde egemenlik kurma düşüncesinin yaygınlaşması nedenleri ve değindiğim dinamiklerin kazandığı yeni anlamları da benimseyerek, hızla postmodern-küresel yaklaşımların içine doğru evrilmeye başlamıştır. Modern olandan vazgeçemeyen, katılımcı, çoğulcu; bu bağlamda kente ve kentsel mekana parçacıl, projeci, istem temelli bakan, çoğu gelip geçici olduğu düşünülen, günümüz kullanımlarını bir kolaj olarak ele alan postmodernist düşünce, mimarlık alanını ve ürünlerini doğrudan etkisi altına almıştır. Yanısıra; uluslararası sermayenin sınır ötesi hareketliliği yatırım açısından yerel yönetimleri karar mekanizması olarak öne çıkarırken, kentsel topraklar bu yatırımların öncelikli adresi olmuş, inşaat sektörü beklenenin üstünde ivme kazanmış ve modern anlayışın bütünsel planlama kavramı, kısa dönem için hedefleri olan stratejik mekânsal planlama kavramı ile yer değiştirmiştir.
MİMARİ DOKUNUŞ
"Bu yeni dönemin öne çıkardığı mimarlık ile tasarım olguları, bu fırsatı öncelikle kendi adına değinilen olumsuzlukları giderecek biçimde avantaja dönüştürülmelidir."
Ülkemizin, başta İstanbul olmak üzere, diğer büyük kentleri de bu değişim ve dönüşüm sürecini dünya kenti, küresel kent, marka kent vb. adına şiddetle yaşarken; kentsel tasarım, kentsel büyük projeler söylemi sanki bir fetişizme dönüşmüş ve İstanbul örneğinde yaşandığı gibi bulunduğu 'yer' e bağlı olmayan bir çok karma işlevli yapı 'talebe dayalı imar hakkı' sonucunda kentin her yerinde gerçekleşir olmuştur. Koşutunda ortaya çıkan sonuç çoğulculuk ve iletişim yerine kentsel mekanda parçalanma, kapanma ile iletişimsizliği baskın kılarken; sonucunda bir mimari ve kentsel kimliksizlik ortaya çıkmıştır. Çevresinden kopuk, çok aynılaşan, ayrıcalıklı imar haklarını sorgulamayan, yeri önemsenmeyen, mimari katmanları ezen, doğrudan işveren istemlerine temellenen böylesi bir mimarlık, mesleki değerleri adına günümüzde mimarlar tarafından da yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Tabi ki mimari bir dokunuşun insana, topluma ve kente ne denli olumlu katkılar yaptığını, yapacağını, bunun önemini anlatıp sergileyen sınırlı da olsa örnekler var. Sorun şurada çözümlenebilir. Bu yeni dönemin öne çıkardığı mimarlık ile tasarım olguları, bu fırsatı öncelikle kendi adına değinilen olumsuzlukları giderecek biçimde avantaja dönüştürülmelidir. Dolayısıyla her eleştiri, bu projeleri özellikle çokça üreten mimarlar tarafından “kenti, mimarlığı kategorize etmeyin” söylemi ile geri çevrilmemelidir.
2012 Öngörüsü
Bu saptamaların bağlamında 2012 yılı mimarisinde, buna tabi ki konutlar da dahil olmak üzere bir değişiklik beklemiyorum. Yine olumlu örnekler olacaktır. Ancak çoğunluk; yüksek, daha yüksek, daha fazla konut birimi olan kapalı, kapılı sistemlerde ve yapım teknolojisinin sınırlarına mahkum, mutlak bir teması olan, ikonik-heykelsi ifadeli, bazen eklektik, bazen kopyacı, bazen geçmişe öykünen, yabancı isimli, ölçek sorunu yaşayan bir tasarım ve mimari ile karşımıza çıkacaktır.
Ayrıcalıklı imar hakkı kullanmayan, mimarinin doğasına aykırı yönetmelik koşulları ile uğraşılarak, onlara çözüm üretilerek ve dolayısıyla plan kararları uyarınca üretilmiş tüm projeleri beğeniyor ve saygı duyuyorum. Çünkü dileğim, ölçeği ile, insanı (kullanıcıyı) odağa alan, olabildiğince topraktan kopmamış, çevresine duyarlı, yerin ve etrafın farkında olan, okumalarını bütünüyle ilgili veya yalnızca aktörlerin kabullerinin üstünden değil, kendi meslek alanı üzerinden de yapan bir mimarlık söyleminin iyiden iyiye güçlenmesinden yana.
SÜRDÜRÜLEBİLİR KONSEPT
Dolayısıyla, yukarıda bahsettiğim bu değerleri yansıtmasının yanısıra, 2011 yılında 'Sürdürülebilirlik' dalında ödül alan örnekteki proje gibi; sade, çizgilerinde nitelik ile ifade gücü olan ve “ yeni” ye ilişkin olmayı mutlak bir form aracılığı ile yapmayan her konut alanı düzenlemesi ve tasarımı, desteklenip alkışlanmalıdır.